limited_sirketlerde_ortaklarin_borclardan_sorumlulugu

Limited Şirketlerde Ortakların Borçlardan Sorumluluğu

Ülkemizde en çok bulunan iki şirket türü; limited şirket ve anonim şirkettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda da şirket türleri ve ortakların yükümlü oldukları borçlar belirtilmiştir. Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından, bir ticaret unvanı altında kurulan şirketlere limited şirket denir. Bu şirketlerin esas sermaye paylarının toplamı esas sermayelerini oluşturur. Bu tip şirketler sigortacılık ve bankacılık alanlarında faaliyet göstermezler. Ortak sayısı 1 ila 50 arasında olan limited şirket ortakları genel olarak şirket borçlarından sorumlu olmayıp, daha önceden taahhüt edilen esas sermaye paylarını ödemek zorundadırlar.

  1. Ortakların Sorumluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 573. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca; Limited Şirket ortakları, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Kısaca bu sorumluluk taahhüt edilen sermaye payı kadardır ve bu borç yalnızca limited şirket ortaklığa karşıdır.

Bu madde kendi başına değil “Ortakların Sorumluluğu” başlıklı 602. Madde ile birlikte incelenmelidir. Bu madde uyarınca “şirket” borç ve yükümlülükler dolayısı ile yalnızca malvarlığı ile sorumlu olunca, alacaklılar ortakların malvarlığına başvuramayacak ve takip etme hakkına sahip olamayacaklardır.

  1. Tahsil Edilemeyen Amme Alacakları

Limited şirket ortaklarının borçlardan sorumlu olmayışının istisnası ile ilgili düzenleme 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun (“AATUHK”) 35. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.”

Bu hükmün uygulanabilmesi için gerekli şartlar şu şekildedir;

  1. Alacak Amme Alacağı Olmalıdır.
  2. Amme Alacağının Şirketten Tamamen Veya Kısmen Tahsil Edilememiş Olması veya Tahsil Edilemeyeceğinin Anlaşılmış Olması Gerekir.

Yukarıdaki şartlar sağlandıktan sonra amme alacağı için ortaklara başvuru yapılabilir. Fakat bu alacak için direkt ortağa takip yapmak doğru değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 31.3.2008 tarihli ve E. 2007/2139 K. 2008/4159 sayılı kararında da ortakların taahhüt edilen sermaye ödemekle hükümlü olduklarını ancak amme borcunun muhatabının direkt şirket olduğunu ve borcun karşılığının şirketin öz kaynaklarından karşılanması gerektiği vurgulanmıştır. Yine ortakların tahsil edilemeyen borçlardan dolayı yükümlülüğü ise sermaye hisseleri oranındadır.

AATUHK m.35/2 ise; ortağın sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesinde doğmuş olan amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmektedir. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre ise; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı kişiler olması durumunda, bu kişiler söz konusu amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumludurlar.

Diğer Makalelerimiz

kiralananda-mevcut-ayiplardan-dogan-sorumluluk

02

Nis
Gayrimenkul Hukuku

Kiralananda Mevcut Ayıplardan Doğan Sorumluluk

Bu yazıda konut ve çatılı işyeri kiralarında mecurdaki mevcut eşyalardan doğabilecek tamir işlerinden kimin sorumlu olduğu ve olacağı incelenecektir. Bilindiği üzere kira ilişkilerine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 299-378. maddeleri uygulanır. Her şeyden önce TBK 316 uyarınca “Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür.” Hükümden […]

Hacze İştirak

24

Mar
İcra İflas Hukuku

Hacze İştirak

Hacze iştirak, daha önce açılmış olan icra takibine başka alacaklının da katılmasına denir. Alacaklı olan borçluya daha önce bir dava açılmışsa fiili haciz ve masraf yapılmadan hacze katılabilir. Bir icra takibinde mahcuz olan mallar satıldıktan sonra satış bedeli hacze iştirak etmiş bulunan alacaklılara hisselerine göre paylaştırılırlar. Son tutarın tüm alacaklılara yetmediği durumlarda ilk yöntem tamamlayıcı haciz uygulamasıdır[…]