Doping; genel kabule göre sporcunun müsabakalarda fizyolojik veya psikolojik olarak üstünlük sağlamak adına performans artırıcı etken maddeleri iradi veya gayri iradi olarak kullanmasıdır.

Doping sadece sportif olarak değerlendirmeye tabi tutulamayacaktır. Dopingin sportif, ahlaki, etik boyutu olduğu gibi hukuki temeli de mevcuttur.

Dünyada ve ülkemizde doping ile mücadeleye ilişkin çalışmalar yürütülmekte ve düzenleyici kurumlar ihdas edilmektedir. Türkiye’de doping ile mücadeleye ilişkin herhangi kanuni bir düzenleme mevcut olmamakla söz konusu hüküm ve sonuçları düzenleyen 1 Ocak 2015 tarihli Türkiye Dopingle Mücadele Talimatı spor hukukunda dopinge ilişkin temel ve bağlayıcı düzenlemedir. Söz konusu Talimat’a ilişkin uygulamalar ise Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu eliyle yürütülmektedir. Tüm ülkelerde mevzuat Dünya Anti-Doping Ajansı kuralları ile uyumlu hale getirilmiş ve dünya üzerinde yeknesak bir uygulama oluşturulmaya çabalanmıştır.

Dopinge ilişkin yaptırımlar hukuki düzenlemeler ve hukukun genel ilkeleri ile doğrudan bağlantılıdır. Ancak düşünüldüğü gibi doping meselesi ceza hukuku ilkelerinden ziyade özel hukuk ilkeleri ile paralellik göstermektedir. CAS (Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi) değerlendirmelerine bakıldığında da söz konusu yaptırımlar ceza hukukundan çok medeni hukuk kuralları ile ilişkilendirilmektedir. Ayrıca dopinge ilişkin yaptırımların ceza hukuku ile bağdaştırılamamasının bir diğer nedeni de söz konusu yaptırımların cezai müeyyidelerden çok disiplin kuralları niteliğini haiz olmasıdır. Bu nedenle devletin yaptırım sistemi içerisinde gelişen ilkeler uygulama alanı bulamayacaktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkı başlıklı 6. Maddesinin de bu bakımdan dopingle mücadelede uygulanmayacağı kabul edilmektedir.

Bir diğer yandan ise dopingle mücadeleye ilişkin hususlar ancak talimatla ile düzenlenebilir ve halihazır düzenlemeler genişletilip yorumlanamaz. Aslen bu bakımdan suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile de paralel ilke kabul edilmiştir. Dopingle mücadele konusunda alışık olunan yargılama sisteminin aksine mahkemeler aracılığıyla değil sporcunun bağlı bulunduğu federasyonun disiplin kurulları aracılığıyla yargılama yürütülür. İlgili federasyonun disiplin kurullarının verdiği kararlar bağlayıcıdır ve herhangi bir adli-hukuki hata olmadıkça Tahkim Kurulu veya Uluslararası Tahkim Kurulu dışında herhangi bir mahkemece bozulamaz veya ortadan kaldırılamaz.

Dopingle mücadele hususunda da yargılamaya hakim ilkeler ve kurallar mevcuttur. Bu husustaki en önemli kural ispat yükünün hangi kurum ve/veya kişide bulunduğuna ilişkindir. Talimat’a göre doping yapıldığına ilişkin ispat külfeti Dopingle Mücadele Komisyonu’ndadır. Komisyon doping kullanıldığının ispatını sağlamalıdır ki ancak bu durumda yaptırım uygulanabilecektir.

Bahsedildiği üzere dopinge ilişkin yargılama federasyonlar bünyesinde yer alan disiplin kurullarınca yürütülmektedir. Bunun devamı olarak da disiplin kurulunun verdiği karara karşı itiraz yolu bulunmakla söz konusu itiraz yine bir mahkemeye değil disiplin kuruluna yapılacaktır. Yani kanun yollarına benzetilebilecek olan itiraz yine kurul içerisindedir.

Uluslararası müsabakalar anlamında doping ihtilafı mevcut ise itiraz sadece Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi’ne yapılabilecektir. Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın talimatında yer aldığı üzere doping kural ihlaline yol açabilecek etken maddenin sporcunun vücuduna girmesi sporcunun kendi sorumluluğundadır. Bu sebeple doping kural ihlallerinde kusursuz sorumluluk hali kabul edilmiştir. Doping kural ihlalinin tespit edilmesi ve ispat edilmesi halinde yatırımlar bireysel olarak sporculara uygulanabileceği gibi spor takımlarına da uygulanabilecektir. Doping kural ihlalinin tespiti halinde hak mahrumiyeti cezaları, elde edilen derecelerin iptali, söz konusu müsabakanın iptali, kazanılan ödüllerin geri verilmesi, mali yaptırımlar ve devletten alınan mali yardımların kesilmesi gibi sonuçları olmaktadır.

Doping kural ihlallerinin istisnaları da pek tabi mevcuttur. Bu istisna da tedavi amaçlı kullanımdır. Ancak salt tedavi amaçlı kullanım yaptırımın istisnası olarak görülemez. Tedavi amaçlı kullanımın bazı hususları taşıması gerekmektedir.

  • Yasaklı madde veya metodu kullanmaması durumunda sporcunun ciddi sağlık problemleri yaşama riski bulunması
  • Tedavi amacıyla kullanılan maddenin sporcunun performansını ciddi anlamda artırmayacak olması
  • Yasaklı madde veya metoda alternatif tedavi yönteminin olmaması