HAKARET EYLEMİNİN TAZMİNAT BOYUTU

Kişilik Hakları” kavramı altında hangi eylemlerin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceğini önceden tek tek belirlemek mümkün değildir. Ancak kişilik haklarının tanımlanması ve saldırının çerçevesinin çizilmesi yararlı olacaktır.

Kişilik hakları her şahsın “kişiliğine bağlı olan” haklardır. Daha yalın bir ifade ile kişinin, “kişiliğini oluşturan tüm değerler” üzerindeki hakları onun kişilik haklarını oluşturur. Bu çerçevede kişinin şerefi, onuru, insanların gözündeki itibarı, namusu, lekelenmeme hakkı, özel hayatının gizliliği, özel veya mesleki sırları gibi tüm değerleri kişilik hakları kapsamındadır. Bu kişilik haklarına medya yoluyla saldırılması gazete, dergi, internet veya radyo televizyon yoluyla kişi hakkında yayınlar yapılması suretiyle olur. Örneğin bir gazete yazısında kişinin eşinden başka biriyle ilişkide olduğunun yazılması, bir dergide kişinin özel hayatına ilişkin gizli fotoğrafların ifşa edilmesi, bir televizyon yayınında kişiye ahlaksız bir fiil isnat edilmesi ya da bir radyo yayınında kişinin özel ye da mesleki sırlarının ifşa edilmesi hep bu kapsamdadır.

HAKARET EYLEMİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ

Hakaret eylemi kişilik haklarına zarar verdiği için özel hukuk anlamında bir haksız fiildir. Bir haksız fiil, fiile uğrayan kişiye zarar veriyorsa bu zararın da tazmin edilmesi gerekir. Dolayısıyla hakaret eylemi neticesinde bir kişiyi zarara uğratan kimse, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanuni tanımına göre kusurlu bir hareketle başkasına zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür.

HAKARET EYLEMİNDEN DOLAYI TAZMİNAT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?

Tazminat davaları bakımından iki tazminat türü karşımıza çıkar;

1.Maddi tazminat 2. manevi tazminat.

Maddi tazminat; kişilik haklarının maddi bakımdan rakamsal değerlerle ifade edilebilecek somut zarar görmesi durumunda ortaya çıkan bir tazminat türüdür.

Manevi tazminat ise ruhsal içsel üzüntü bakımından oluşan zararlarda ortaya çıkar. Hakaret eylemi bakımından maddi zarar manevi zarara göre daha az boyuttadır. Salt hakaret eylemiyle kimse maddi zarara uğramaz ancak hakaret bir tacirin, ticari itibarına yönelikse burada tacir örneğin ticari kazanç kaybına uğrayabilir. Bu noktada bu maddi zararın tazmin edilmesi gerekebilir.

Bununla birlikte hakaret eylemi genel olarak hakarete uğrayan kişide manevi zarar meydana getirir. Bu zarar onur kırılması, derin üzüntü veya herhangi başka bir şekilde meydana gelebilir. İşte oluşan bu manevi zararında tazmin edilmesi gerekmektedir.

MANEVİ TAZMİNAT MİKTARI HANGİ KRİTERE GÖRE BELİRLENMELİDİR?

Bu miktar her hakaret olayı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Miktar, hakareti eden kişinin şahsiyeti, hakarete uğrayan kişinin şahsiyeti, hakaretin ne şekilde edildiği veya hakaretin aleniyeti, kimlerin duyduğu durumlarına göre değişiklik gösterebilir. Bu noktada yukarıda ceza davalarında bahsettiğimiz vicdani kanaat, manevi tazminatın belirlenmesi açısından çok büyük öneme sahiptir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin hakaretten dolayı tazmin sorumluluğunu kabul ettiği birkaç karar aşağıdaki gibidir;

  • Davaya konu edilen olay incelendiğinde, davalının davacıya hakaret ettiği taraf anlatımları, tanık beyanları ve ceza dosyası ile sabittir. Bu durum davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Mahkemece uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2015/1568 E. 2016/421 K. 14.01.2016 Tarihli karar)
  • Davacı, apartman yöneticisi olduğunu, apartmana yapılan garaj kapısının uzaktan kumandasını vermek ve ücretini almak için davalının kapısını çaldığında davalının kendisine hakaret ettiğini, sonrasında da davalıların kapısına zarar verdiğini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın haksız fiil faili olan davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesi isteminde bulunmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/10573 e. 2015/7131 K. 01.06.2015 Tarihli karar)
  • Dosya kapsamından taraflar arasında husumetin olduğu ve çeşitli davaların görüldüğü, toplanan kanıtlar ve tanık beyanlarına göre de davalının iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının davacılardan N. E.’ye karşı hakaret ve tehdit A. E.’ye karşı hakaret fiilini işlediği kabul edilerek uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2012/2565 E. 2013/2399 K. 13.02.2013 Tarihli karar)

Yargıtay Aşağıdaki kararında mahkeme tarafından hükmedilen zararı fazla bularak bu miktarda indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir;

  • Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/376 E. 2014/16480 K. 03.12.2014 tarihli karar

Yargıtay bazı kararlarında da takdir hakkının yanlış kullanıldığına kanaat getirerek hakaret eyleminin oluşmadığına kanaat getirmiştir. Yani tazminat istemini reddetmiştir.

  • Davaya konu olayda; davacı ile davalının yakın akrabası arasında bir alacak verecek meselesi bulunduğu her iki tarafın da kabulündedir. Davalı taraf davacının başlatmış olduğu icra takibinden dolayı duyduğu üzüntüyü ve aralarındaki uyuşmazlığı sitemli bir dille mesaja dökmüştür. Mesaj metni bütün olarak değerlendirildiğinde, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir ifade bulunmadığından istemin tümden reddedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2015/2010 E. 2016/109 K. 11.01.2016 tarihli karar)
  • Dosya kapsamından tarafların memur olduğu, davacı ile davalı arasında ast üst ilişkisinin bulunduğu, kurum içinde yaşanan olayların tartışıldığı sırada davacının ileri sürdüğü maddi bir vakıanın gerçek olmadığını belirtmek için söylenen ifadelerin hakaret olarak kabul edilmeyeceğini, olayın gelişiminden hakaret kastıyla söylenmediği anlaşılmaktadır. Şu halde istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/193 E. 2014/15634 K. 20.11.2014 tarihli karar)